Histeri Nedir ?

Posted by | Posted in Anasayfa | Posted on 03-12-2011

Çatışma ve bastırmadan doğan psiko-nevrotik bir rahatsızlık olan histeri, bir tür nevrozdur. Histerikler (histeri hastalığına tutulmuş olanlar) sık sık durumlarından şikayet ederler ve fiziksel bir hastalığın semptomlarını sergilerler. Uygulamada, herhangi bir fiziksel rahatsızlığın semptomları histerilerde taklit edilebilir. Her ne kadar bu hastalıkların semptomları gerçekten hastada ortaya çıkarsa da, bu semptomların herhangi bir fiziksel nedeni yoktur.

histeri, histeri nedir, histeri belirtileri, histeri tedavisi

Psikiyatristlere göre bu semptomların kaygıyı azaltıcı bir işlevi vardır ve hastanın kaygısı fiziksel bir semptoma dönüştürülerek ortadan kaldırılır. Histerilerin semptomları bazan fiziksel değil, ruhsal da olabilir ve bu, hafıza kaybı, ya da daha ender olarak çoğul kişilik şeklinde ortaya çıkabilir.Hipokrat’ın yazılarında hastalığa tatmin olmayan kadının rahminin, bedenin değişik yerlerinde dolaşmasının neden olduğu ve rahmin bulunduğu bölgeye göre belirtiler ortaya çıktığı kaydedilmektedir. Histeri, ancak 19.yüzyılın ikinci yansında modern bir yaklaşımla ele alınabilmiştir. Fransız hekim Charcot, histerinin yalnızca kadınlarda değil, erkeklerde, hatta çocuklarda da olabileceğini; semptomların örseleyici bir yaşantıdan sonra ortaya çıktığını, örseleyici yaşantıların hipnozla anlaşılabileceğini söylemiştir. Onun öğrencilerinden Janet ve başka araştırmacılar ise histeriklerin telkine müsait yapılarına dikkat çekmişlerdir. Histerinin popüler bir hastalık olmasının nedeni, özellikle Batılı olmayan kültürlerde çok görülmesinin yanısıra Freud’un psikanalitik teorisinin, histeri üzerine İncelemeler temelinde kurulmuş olmasıdır. Kendi döneminde uygulanan hipnoz yöntemiyle bu hastaları tedaviye çalışan Freud, hipnozun hastalığı geçici olarak düzeltilip iyileştirmediğini, çünkü hastalığa temelinde bilinç-dışı çatışmalar bulunduğunu belirtmiştir. Ona göre hastalar, bilinç-dışı çatışmalarını belirtiler şeklinde sembolleştirerek sıkıntıdan kurtulmakta, fakat böyle bir mekanizmayı bilerek kurmamaktadırlar.

Bugün histeri için “bedensel bir neden olmadan hareket ve/veya duyu organlarının işlevlerinde kaybolma, azalma ya da çoğalma olması; yine sinir sisteminde bir bozukluk olmadan bilinçte bir yarılma ve başkalaşma görülmesi” şeklindeki tanım kabul edilmektedir. Bu tanımıyla histeride, örneğin inmeler, uyuşmalar, körlük ve sağırlıklar, konuşamamalar, bayılma ve kasılmalar olabilir. Uzun süreli unutmalara, birçok kişiliği birden taşıma durumlarına, çılgınlık nöbetlerine rastlanabilir. Ancak bütün bu belirtilerin, yapılan muayene ve incelemelerde organik bir nedeni tespit edilemez. Yine bu belirtileri (semptomları) gösteren kişilerin en belirgin özellikleri, çoğu kere belirtilerinden dolayı huzursuzluktan ziyade, adeta belirtilerden hoşlanan güzel bir kayıtsızlık içinde olmalarıdır. Günümüzde histerinin açıklanmasında en çok Freud’un psikanalitik teorisi kullanılmaktadır. Ancak klasik psikanalizle tedavi eski önemini kaybetmiştir. Aynca, özellikle halk arasında Freud’un yaklaşımlarının yanlış anlaşılması ve bu rahatsızlığı olan insanlara ‘isterik’ gözüyle bakılması nedeniyle kavramın terkedilmesi lehinde bir eğilim vardır. Psikolojik rahatsızlıkların ve nevrozların yeni sınıflamalarında histeri adı pek geçmemektedir.

Histeri Tıbbi sorumluluk reddi : Bu maddede yazılanlar hekim uyarısı ya da önerisi değildir.Histeri veya isteri psişik ve motor bozukluklar, özellikle duygusal reaksiyonlarda taşkınlık, ani sinirlenme, hareket bozuklukları, geçici kişilik değişimi ve günlük hafıza kaybı, çeşitli sistemlere ait psikosomatik şikayetlerle belirgin psikonevroz bozukluk. Denetim dışına çıkıp kişinin işlevselliğini aksattığında; aşırı hayal gücü veya korkuları ifade eden nevrotik zihinsel bir hastalığı tanımlar. Histeri, hastalarda ani sinirsel nevrotik bir hastalık olarak bilinir. Histerik hasta, kendindeki ruh sağlığının bozukluğundan habersizdir.Çeşitli duyu bozuklukları, çırpınmalar, kimi zaman da inmelerle kendini gösteren nevroz tipinde akıl hastalığı olup sıklıkla 30 yaş altındaki bireylerde görülür. Genellikle bilinçaltında kalmış zihinsel bir nedenin çok çeşitli fiziksel ya da psikopatik bozukluklara yol açtığı isteride, ya geçici ve çok şiddetli krizler ya da sürekli davranış bozuklukları görülür. Fransız hekimi Charcot’nun tanımladığı “büyük kriz” dışında, bedensel belirtileri şunlardar: Felçler, ağrıya duyarsızlık, titreme, nefes darlığı, kasılma, görme, konuşma ve işitme bozuklukları, spazm hatta sinirsel gebelikler. Daha seyrek olmak üzere rastlanan psikopatik bozuklukların en önemlileri bellek yitimleri (amnezi), konuşma bozuklukları, uyurgezerlik ya da taşkınlıklardır. Büyük değişmeler gösteren, çok güçlü bir duygusal bağımlılık, teşhirciliğe ve mitomaniye (hastalık derecesinde yalan söyleme eğilimi) açık bir eğilimle kendini belli eden histerik bir kişilikten söz edilebilir.Histeri ayrıca, doğrudan psikanalizin de kökeninde yeralır, Freud, Charcot’nun görüşlerine dönmüş ve isteriyi, hastanın bilinçaltına ittiği, çoğunlukla cinsel kökenli, daha derin bir bozukluğu bedenine yansıttığı sürece çok kolay tanınabilen bir nevroz olarak betimlemiştir. Freud, dönüşme (hasta ruhsal yıkımını bedensel bozukluklara dönüştürür) ve korku (fobi) histerisi olarak iki büyük isteri biçimi ayırt etmiştir.

Tarihte histeri ilk defa yunanlılar tarafından “hysterikos” ismi ile anıldığı bilinmektedir. Bir hastalık olarak ilk defa Hipokrat tarafından teşhis edilmiş ve yine ismi de Hipokrat tarafından verilmiştir. Hipokrat bu hastalığı ilk olarak kadınlarda bulgulayıp, hastalığın kadın rahmi olan uterusun yarattığı bir buhran olarak açıklamıştır. Yine aynı bağlamda kadının seksüel doyumsuzluğunun da aynı biçimde histeriye yol açtığını düşünmüştür. Yine Hipokrat hastalığın tedavisinde kadında orgazma yol açmak amacı ile genital bölgeye tazikli su püskürtme yöntemini kullanmıştır.Toplumsal Histeri kişisel bir hastalık olmanın dışında bazı toplumlarda da panik benzeri korkular ve buna dayalı davranışlar şeklinde gözlenmiş ve teşhis edilmiştir. Herhangi bir biyolojik, fizyolojik sorun olmadığı halde görülen bedensel yakınmalar şeklindeki psikolojik kaynaklı bozukluktur.Freud de Viyana Üniversitesi’ndeki eğitiminde histeri vakalarına özel bir ilgi duymuştur.